<<<<<

-9-

 

“Sen annemin işyerine gelmesini istemezdin ama?”

“Getir, buraya getir, biraz oturur dinlenirsiniz,” diyerek konuşmayı tamamladım.

Yarım saat sonra geldiler. Dilara bizim için kahve yaptı. İlk defa işyerime gelen annem Dilara’yı, yani bir bayanı işyerimde görürse söylenir sanmıştım; fakat yanılmışım. Hatta bir ara Dilara ile sohbet bile edince şaşırmamam elimde değildi. Paydos vakti gelen Dilara müsaade isteyerek gitti. Misafirlerim konuşmalarını üfürükçülere getirdi. Ablamın kocasıyla sorunları var, çareyi üfürükçülerde arıyordu. Hâlbuki onlardan medet ummanın  ne kadar günah olduğu Kuran’da bir çok ayette bile yazılı.  Onun sıkça İstanbul’a geliş sebebini şimdi daha iyi anlıyorum. Annem;

“İşlerin iyi gitmiyormuş, seni de bir hocaya baktıralım,” dedi.

“Hayır anne, ben böyle şeylerle uğraşmam, hangi hocalara gidiyorsunuz?”

“Çerkezköy yakınlarında iyi bir hoca var, bir tane de İstanbul’da, o da çok iyi.”

“İstanbul’daki kim? Hani şu seneler önce senin yanındayken yatağımın altında bir muska vardı, onu yazan adam mı?”

“Hayır, o taşınmış, nerede olduğunu bilmiyorum.”

“Adı neydi onun?” diye sordum.

“Galiba Mustafa’ydı, pek iyi hatırlamıyorum.”

“Allah ikinizin de yardımcısı olsun, ne diyeyim artık!” Fazla kafa yormayıp konuyu değiştirdim. Onların pekte ilgi göstermediği değişik bir sohbetin ardından sıkılırcasına kalkıp üfürükçülerine gitmek üzere ayrıldılar.   

Günlerden Çarşamba, Mayısın yirmisi ve İzmir’deyim. İş sözleşmesini imzalamak için Alkan firmasına Ercan’ın yanına gittim. Sözleşme masasının üzerinde imzamı bekliyor.

“Teklifimin onaylanması bayağı uzun sürdü,” dedim.

Ercan:

“Az önce kontrollüğü yapan Dork firmasından telefon geldi, imza için kendilerini beklememizi söylediler.”

“Hayrola, bir pürüz mü çıktı?”

“Pürüz çıkmasına imkân yok, sözleşmenin imzalanmasına oybirliğiyle karar verildi zaten. İlkönce Dork firmasının sahibi karşı çıkmıştı, sonunda o da razı oldu.”

“Neyi bekliyoruz o halde?”

“Ben de bilmiyorum… İstersen öğlenden sonra gel, o zamana kadar her şey düzelir.”

“Tamam, o halde beni cepten ararsın.”

Buna bir anlam veremedim. Bana söylenene uyarak oradan ayrılıp telefonlarını bekledim. Beklediğim telefon geldi. Ercan;

“Artık gelebilirsin, her şey yolunda,” diyordu. Yanına gittiğimde yine bir tuhaflıkla karşılaştım.

“Beş dakika önce Dork firmasından tekrar aradılar, imza haftaya kalacakmış,” dedi bu kez.

“Hani buraya geleceklerdi?”

“Geldiler, benimle ve proje müdürüyle görüşüp sözleşmenin imzalanabileceğini söylediler, ben de şaşırdım,” derken proje müdürü içeri girdi.

“Ne oldu Ercan Bey, sözleşme halen imzalanmadı mı?”

Ercan:

“Demin Dork’dan tekrar arayıp imzanın haftaya kalmasını istediler.”

“Bizimle dalga mı geçiyorlar? Buradayken tamam dediler ya! Sorun neymiş? “

“Ben de bilmiyorum… Açıklama yapmıyorlar.”

Büyük bir umutla gittiğim İzmir’den işte böyle İstanbul’a geri döndüm.        

İstanbul’daki ilk gecenin rüyasında iki bayram var, ikisi de aynı salonda, büyük bir salonda. Arlanmayanlarsa arka planda apaçık görünüyor:  «...Salonun yarısında Hıristiyanlar ayin, diğer yarısında Müslümanlar bayram yapıyor, bayram eğlencesi. Bir yere oturup onları seyrediyorum. Onlardan ayrı bir yerde arkalarda çıplak bir adamın bir koltukta oturduğu dikkatimi çekiyor. O an Sibel içeri giriyor, saçları kısa. Onu çıplak adamdan uyarmaya çalışıyorum. Uyarılarımı anlamıyor ve çıplak adama doğru gidiyor, adam ona el sallıyor, Sibel de el sallıyor, adamın çıplak olduğunu  fark edince hızla ondan uzaklaşıp oturduğum yere doğru geliyor, yanıma geliyor...  (22.05.1998).» Hafta sonunu torunlarının yanında geçirmek isteyen annem büroya uğradı. Bu kez Çerkezköy’den bal getirmiş, oranın balının iyi olduğunu söylüyordu. Öyle diyor fakat aynı marka bal hemen yakınımdan da satın alınabilir, anlaşılan eli boş gelmek istemiyor. Paydos saati yaklaştığında hafta sonunu nasıl geçireceğimi düşünmeye başladım; dışarıda baharın tadını çıkartmak iyi olabilir...  

Haziranın ve haftanın ilk günü. Geçen hafta sonu Alkan firmasından arkadaşım Ercan tekrar arayıp bugünden için beni İzmir’e beklediğini söylemişti. Yine İzmir’deyim. Sözleşmenin imzalanmasını beklerken yine bir gün sonraya atıldı. Senelerdir dargın olduğum ağabeyim Mete’yi aramanın iyi olabileceğini düşündüm. Aşağı yukarı on senedir onunla görüşmüyordum. Annemin didişken tavrı ikimizin arasını bozmuş, onunla ilişkiyi kesmiştim. İkimizin de annemin oyununa geldiğini seneler sonra anlamıştım. Onu aradım. İş paydosundan sonra buluşabileceğimizi söyledi. Buluştuk ve beni evine davet etti.

“Hem yeğenlerini de tanımış olusun,” dedi.

Ona bugünden için otelde yer ayırttığımı, yarın gelebileceğimi söyledim.  

Sakin bir gecenin ardından bugün iki defa gittiğim şirketten iki defa elim boş geri döndüm. Benden bu sefer perşembe gününe kadar beklememi istiyorlardı. Akşama doğru ağabeyim Mete ile buluşup evine gittim. Yeğenlerimi ilk defa gördüm; biri babasına diğeri annesine benziyor. Geç vakitlere kadar devam eden sohbetimiz uykumuzu getirdiğinde benim için hazırlanan yatağa girdim. Onun evinde yabancılık çektiğimden olacak ki uykuya dalmam bayağı uzun sürdü. Sonra rüyamda bir kâbus gördüm: «...Ağabeyim Mete’nin evindeyim ve yatıyorum. Daire binanın en üst katında. Gece uyanıp pencereye bakıyorum. Ağabeyimin sadece kafası hayalet gibi dışarıda, pencerenin önünde, bana bakıyor, ürperiyorum. Kendisini görmediğim biri bana; “Eûzü-Besmele çek, hayalet gider,” diyor. Dediğini yapıyorum ve hayalet kayboluyor... (03.06.1998).» Sıçrayarak uyanıp cama bakıyorum; hiçbir şey yok. Orada kimse olamazdı; zira daire yedinci, en üst katta. Sadece kâbus görmüştüm. Rüyamda aynı yerde yatıyordum. Korkum geçtiğinde tekrar dalmışım. Sabahleyin bu rüyadan kimseye bahsetmedim. Erkenden evden çıktık; ağabeyim işine, bense başka iki şirkete hem ziyaret hem ticaret için gideceğim. Akşam olmadan Kordon boyunda kısa bir gezinti yapıp ağabeyimle buluşacağımız yere vaktinden önce gittim, oturup bir kahve, ardından bira ısmarlayıp beklemeye başladım. Benden başka kahvede yalnız oturan yoktu. Çoğu çifter gelmiş, birkaç masa da üçlü-dörtlü guruplar halindeki misafirlerini ağırlıyor. İzmir’in güzel kızlarına bakmamak elden değil; kaçamak gözlerle onları süzüyor, zarafetlerini izliyorum. Bir müddet sonra gelen ağabeyim yarın ve cuma günü için işyerinden izin aldığını söyledi, görüşmelere birlikte gidebilirdik. 

Dün, yani perşembe günü tekrar iki defa Alkan’dan geri döndüm. Hatta sinirlenip İstanbul’a dönmeye karar vermiştim. Otobüs biletini almaya giderken yeniden telefonla arayan Ercan bugünden için beni beklediğini söylediğinde bir gece daha İzmir’de kaldım. Ağabeyimle birlikte yanına gittik.

“Emin misin Ercan, her şey yolunda mı?”

“Yolunda merak etme, dün proje müdürü de Dork’un yetkilisine ‘bizimle oynuyorsunuz, işlerimizi geciktiriyorsunuz’ diye bayağı sert çıkıştı.”

“Dinle! İstersen bir iki dakika daha bekleyelim, ne dersin? Belki tekrar ararlar…”

Ercan;

“Şimdi de sen kafamı bozmaya başlama, hadi imzala şurayı!” diyerek sözleşmeleri önüme sürdü.

“Bak, gerçekten imzalıyorum!”

“Fazla konuşma! Yoksa ben vazgeçerim şimdi.”        

İmzaladım ve en son imzayı Ercan attı. İnanmakta güçlük çekiyorum. Bir müddet sonra ayrıldık. İşi almanın sevinci içinde öğlen vakti İstanbul’a doğru yola çıktım.

Ertesi gün erkenden güleç yüzle bürodayım. Benim kadar Dilara da sevindi. Sözleşme gereği iki hafta içinde İzmir’de işimizin başında olacaktık. Malzeme siparişini hemen bugün faks ile geçeceğim, Almanya’ya göndermek üzere listesini hazırladım. Dilara dökümünü bilgisayardan çıkartmak için iki elinin on marifetini kullanıyordu. Saat on iki sıralarında annem arayıp meydanda beni beklediğini söylediğinde yanına gittim. Buluşma yerinde büroya davet ettiğimde işi olduğu için gelemeyeceğini söyleyip küçük bir paket uzattı.

“Yine ne aldın?” diye sordum.

“Atlet aldım giyinirsin.”

“Bir sürü atletim var, hem illâki bir şey alman gerekmiyor.”

>>>>>

ORG ve Tora Bora—2. BÖLÜM  ©

Roman

Olaylar, Rüyalar, Gerçekler ve Tora Bora Kalesi

Bayram.Çıplak adamHayal et...iki elde on marifet.

1 - 2 - 34 - 5 - 6 - 7 - 8 -  9 - 10111213 - 14 - 15 - 16 - 17 - 18 - 1920 - 21 - 22 - 23 - 24 - 25

Anasayfa/HOME       Roman       Bölüm1      Bölüm3    Bölüm4    Bölüm5         DEUTSCH    ENGLISH