ORG ve Tora Bora—3. BÖLÜM  ©

Roman

Olaylar, Rüyalar, Gerçekler ve Tora Bora Kalesi

<<<<<

-11-

 

Parti salonu zamanla doluyordu. Saat yirmi bir otuz, Nathalie’nin gelme saati, dakikası dakikasına içeri girip yanımıza geldi, onun için bir alkış koptuğunda şaşkın bir halde ne olduğunu soruyor, gelmediği takdirde apar topar aşağı getirileceği ona anlatılıyordu. Nathalie yanıma değil, karşıma, Petra’nın yanına oturmuştu, en az konuşan Nathalie idi. İlerleyen saatlerde gözden kaybolmuş, bir ara barın tezgâhının yanında arkadaşlarıyla sohbet ettiğini gördüğümde yanına gitmiştim, bira içiyordu. O pek alkol içmez, içse de aldığı en fazla bir veya iki bardak şarap olurdu, biraz fazlaca bira içtiği gözlerinden anlaşılıyordu.

“Nasıl oldu da varlığımın farkına vardın!” diyerek bana bakmış, bira bardağını bırakarak dans eden kalabalığın arasına karışıp kendi başına dans etmeye başlamıştı. Bir müddet sonra arkamdan omzuma bir el dokundu, Angela idi.

“Ben gidiyorum, hoşça kal!”

“Saat henüz yirmi üç, erken değil mi?”

“Yolum biraz uzun gitsem iyi olacak, hem yarın sabah erken kalkmam gerek. Ben sadece seni kısaca ziyaret etmek istiyordum ve bu da oldu, öyle değil mi?”

“Nasıl istersen, o zaman seni arabana kadar götüreyim.”

“Hayır, sen burada kal.”

Ne diyeceğimi bilemiyordum, bir an durakladım. Kolumdan tutarak;

“Lütfen!” diye ilâve etti.

“Tamam, o halde hoşça kal Angela.”

Angela olgun ve anlayışlı bir kızdı. Bardan aldığım birayı yudumlamaya başladığımda Nathalie yanıma geldi.

“Eski sevgilin gitti mi? Neden arabasına kadar götürmedin?” Demek gittiği anı görmüştü.

“Nathalie, lütfen! Hem sana onun geleceğini söylemiştim, sen de gelmesinde bir sakınca görmediğini söylemiştin.”  

“Sen bir kadının hislerinden ne anlarsın ki!” diyerek yanımdan ayrıldı.

Gerçekten bir kadının hislerinden anlamıyor muydum?.. Yarım saat kadar geçtiğinde halen barın yanında karmakarışık düşüncelerden fırsat buldukça biramı deviriyor, bazen yanımdakilerle sohbet ediyor, ara sıra suçlu gözlerle etrafta Nathalie’yi aradığımda onu göremiyordum. Sorduğum herkes Nathalie’yi görmemişti. Odasına çıkmıştır diye düşünüp yukarı gittim, oda boştu. Genelde bina içinde olduğumuzda odaların kapısını kilitlemezdik. Herhalde bir arkadaşının yanında sohbet ediyordur diye düşündüm. Tekrar parti salonuna indim. İlerleyen saatler biri gösterdiğinde halen yoktu, bir buçuk veya iki saattir nerede olabilirdi?  Bu arada iki defa daha yukarı çıkıp odasına bakmıştım. Tekrar ona bakıp kendi odama çekilmek için yukarı çıktım, yine yoktu, odama yaklaştığımda kapının açık olduğunu gördüm, içeriden sesler geliyordu. O da ne! Petra, Hans, Karin odamda ve Nathalie’yi lavaboda kusturmaya çalışıyorlar.

“Ne oluyor burada, Nathalie’ye n’oldu?” diye heyecanla sordum.

Hans:

“Odana, sana geldiğimde yatağının üzerinde kendinden geçmiş bir vaziyette buldum.”

Boş ilâç kutusunu göstererek:

“Bunu boşaltmış… Kutu dolu muydu?”

Henüz ne yapacağıma karar verememenin şaşkınlığı içinde: 

“Evet doluydu.”

Meğerse Nathalie yanına büyük bir bira alarak benim odama çekilmiş, seneler önce gittiğim bir hekimin bana verdiği sakinleştirici ve uyku haplarının kullanmadığım ikinci kutusunu boşaltıp yatağıma uzanmış. Onu her yerde aramıştım, benim odamda olabileceği hiç aklıma gelmemişti. Hemen arabaya bindirip en yakın hastaneye götürdük. Midesi yıkandıktan sonra en az bir gün hastanede kalması gerekiyordu. Aynı yurttan yeni ayrılan asistan doktor bir arkadaşımız hastanede nöbetçiydi, ona iyi bakılacağına dair beni ikna eden ve sakinleştiren bu arkadaşımız gitmem gerektiğini, Nathalie’yi yarın öğlen vakti alabileceğimi söylemişti. Sevdiğim kızın, severken aklımı çalan bu kadınımın hastaneye düşmesi ve orada benden uzakta bir gece geçirmesi beni bir hayli üzmüştü. Ona bir şey olsaydı kendimi hayatım boyunca affetmezdim.

Ertesi gün Nathalie’yi hastaneden almıştık. Akşama doğru onun odasındayken bana telefon geldiğini söylediler, benim kattaki telefona çıktım, arayan Nathalie’nin annesiydi.

“Turgay Bey’le mi görüşüyorum?”

“Evet Bayan Rams, nasılsınız?

“Teşekkür ederim, ama hiç iyi değilim, Nathalie’yi çok merak ediyorum, birkaç saat önce onunla da görüştüm.”

“Şimdi Nathalie’nin odasındaydım, bana anlattı.”

“Bu sabah aradığımda telefona çıkan bir arkadaşı Nathalie’nin hastanede olduğunu söyleyince çok fena olmuştum.”

“Üzüntünüzü tahmin ediyorum, inanın Nathalie çok iyi, hiç bir şeyi yok.”

“Biliyorum, lütfen ona dikkat edin, o benim tek çocuğum, ona bir şey olursa yaşayamam ben,” diyordu ağlamaklı ve boğuk bir sesle.

“Merak etmeyin Bayan Rams, onunla çok iyi ilgileneceğim, size söz veriyorum.”

“Teşekkür ederim ve size güveniyorum,” diyerek konuşmasını tamamladı.      

Nathalie’yi yalnız bırakmamaya, onunla daha çok ilgilenmeye çalıştıysam da aradan geçen aylar onu gittikçe değiştiriyor, hırçınlaştırıyordu; kimi zaman hiç yok yere benimle kavga ediyor, ya tabakları fincanları fırlatıyor, yere atıp kırıyor veya oraya buraya tekmeler savuruyordu. Yine yağmurlu bir günde benimle aynı parkta konuşmak istemişti. Mekân, yer aynı idi, bu seferki yağmur, etrafa canlılık veren, çevreyi yeşerten ılık bir ilkbahar yağmuru değil, gazellerin üzerine düşen soğuk bir sonbahar yağmuruydu.

Bir sene süren heyecan dolu mutlu bir yolculuğun sonu gelmiş, istediği gibi ayrılmıştık. “En azından bir müddet için” diyordu; fakat indiğimiz bu istasyondaki iki ayrı yolun ileride birleşemeyeceğini seziyordum. Yalnız uçan güzel bir güvercini hangi kartal veya atmaca görmezlikten gelip avlamaz ki… Yollar uzaklarda, göremediğim bir yerde birleşse bile yalnız gideceği yolda mutlaka birine rastlar, bu da bana acı verebilirdi. Artık onu unutmalıydım. Ona karşı olan hislerimi ne kadar çabuk yok edersem benim için o kadar iyi olacaktı, o bunu fark etmemiş olsa dahi onu gerçekten çok seviyordum. Onu çabuk unutabilmek için bir ay kadar sonra Daniela isimli bir lise son sınıf öğrencisiyle birlikte olmuştum; arkadaşları onu kısaca “Dani” diye çağırırdı. Fakat Nathalie’de olanı Dani’de bulamıyordum. Ona olan sevgiyi, onun sevgisini, nefesini, tenini, kokusunu ve esintisini başka yerlerde bulamıyordum. Sırf görüp üzülmesin diye de Dani’yi ondan saklıyordum. Bir gün öğleden sonra Dani beni ziyarete gelmiş, odamda ve yataktaydık. O sırada biri odamın kapı koluna basmış, kilitli olduğu için açamamıştı, Nathalie olduğunu anlamıştım, o diğer arkadaşlar gibi kapıyı tıklatmadan direkt içeri dalardı. Kapı koluna arka arkaya birkaç defa bastı.

“Aç kapıyı! İçeride olduğunu biliyorum.”

Kalkıp eşofmanımın altını giydim, Dani’ye de sus işareti yapıp kapıyı hafifçe araladım.

“Ne oldu, bir şey mi var?”

“Yatıyor muydun?”

“Evet.”

“Uyandırdıysam özür dilerim, yattığını bilmiyordum, kalktıktan sonra bana gelir misin? Seninle konuşacaklarım var.”

“Tamam,” demiştim sadece. Benim hiçbir zaman bu vakitlerde yattığımı, uyuduğumu görmemişti. “Acaba içeride başka birinin olduğunu anlamış veya hissetmiş olabilir miydi!” diye düşünmüştüm. Öyle olsaydı mutlaka kapıyı tekmeler içeri girerdi, bundan emindim.

“O da kimdi öyle?” diye sordu Dani.

“Eski bir kız arkadaşım.”

Dani gittiğinde Nathalie’nin yanına uğramadan dışarı çıkmıştım, belki de beni halen bekliyordu. Nathalie’yi görmemek, ona rastlamamak için yurdun barına seyrek gidiyordum. Nihayet iki ay kadar sonra Nathalie gittiği yolda birine rastlamış ve onunla çıkıyordu, güvercin avlanmıştı. Adı Franz olan yeni arkadaşını tanıyordum. O günden beri Dani’yi artık Nathalie’den saklamaya gerek duymadım. Bir gün bana yeni bir arkadaşımın olduğunu öğrendiğini söylemişti, ne zamandır onunla birlikte olduğumu sorduğunda gerçeği söylemiştim. Bir ay içinde Nathalie yurttan ayrılıp başka bir öğrenci yurduna taşındı. Altı ay boyunca onu görmemiştim, ta ki arkadaşı Claudia beni bir akşam odasına kahve içmeye ve kendisini ziyarete gelen ailesinin getirdiği pastayı birlikte yemeye davet ettiği güne kadar. Kahve ve pastanın ardından şarap ikram etmişti. Konuşup sohbet ederken kapı vuruldu, içeri giren Nathalie beni görünce şaşırdı. Her zamanki gibi yerde oturmayı tercih ediyordu. Yerde yanımda oturmuş, kolunu dizlerimin üstüne koymuştu. Claudia ona da bir bardak şarap ikram

>>>>>

 

 

HüzünAnnenin üzüntüsü.Sobahar döküntüsü.

1 - 2 - 34 - 5 - 6 - 7 - 89 - 10 -  11 -  1213 - 14 - 15 - 16 - 17 - 18 -