|
ORG ve Tora Bora—4. BÖLÜM © |


|
Olaylar, Rüyalar, Gerçekler ve Tora Bora Kalesi |
|
-19-
“Burada sadece altmış altı ve yirmi dört rakamlarına göre hareket etmiş.”1) Rakamların dillerinden iyi anlıyor olsaydım belki matematikçi olur matematikselcilik oynardım, böylelikle hayatta en azından köklü bir iddiam olurdu; basitten yola çıkarak korkusuzca karmaşığa dalar, karşıma çıkan problemleri daha iyi tarar, sorunları böler, fazlasını çıkartırdım. “Paris-Miami seferini yapan American Air uçağında bir sabotajcı, uçak Kanada açıklarında Atlas Okyanusu üzerinde iken mürettebat ve yolcular tarafından etkisiz hale getirilmişti, onun tarihini de aldın mı?” “Evet, toplamları on bir ve yirmi dört.”2) “Afgan delegasyonu önce İstanbul’da, sonra Berlin’de toplanacaktı, 26 Kasım 2001 de planlanan toplantı ertesi güne ertelendi ve Bonn şehrine alındı. İstanbul da New York gibi kırk bir derece enlemde, Berlin on dört derece boylamın hemen yanında. Tarihteki rakamların ayrı ayrı toplamı on dört.3) Yani toplantı 27 Kasımda Berlin veya İstanbul’da olsaydı mutlaka bir sabotaj olacaktı.” “Daha doğrusu planlanmıştı.” “Şimdi sıra, sebepleri bilinmeyen ve açıklanamayan diğer uçak kazalarına geldi. Onları Ladin’in yaptırdığından emin misin?” “Burada sıralanan uçakların düşmesinde Ladin ve El Kaide’nin parmaklarının olabileceğinden eminim, Ladin’in sırrını açığa çıkarttıktan sonra bundan şüphem kalmadı. Şöyle ki: New York – Genf seferini yapan Swiss Air uçağının Kanada açıklarında Atlas Okyanusu’na düşmesi, yerel zaman 2 Eylül akşamı saat 22:30, bizim zamana göre 3 Eylül 1998 sabah saatleri, bu tarihteki rakamların ayrı ayrı toplamı yirmi bir. Uçağın düştüğü yerin konumu 23 Kasım 2001 tarihinde Paris-Miami seferini yapan American Air uçağının konumuna benziyor.” “Öyle ya…” “Tarih; 19 Ocak 2001, Kayseri Erkilet üssünden havalanan CASA Cn-235 tipi bir askeri uçak saat on bir sıralarında, Bünyan ilçesi yakınlarında nedeni belirlenemeyen bir sebepten dolayı düştü. Tarihteki rakamların toplamı yine on dört ve kırk bir. Tarih; 16 Mayıs 2001, Malatya yakınlarında içinde seçkin askerlerin bulunduğu CASA tipi Türk askeri uçağı düştü. Sebebi açıklanamadı. Saati basında 13:15 olarak bildirildi. ‘Malatya 75’ rüyası bu tarihten on hafta önceydi ve orada bir şeyler olacağından endişeliydim. Ardından 48 saat sonra, 18 Mayıs 2001 de Ankara’da, saat 12,15 de havalanan bir CASA tipi uçak daha havalandıktan kısa süre sonra düştü ve dört kişilik teknik ekipten kurtulan olmadı.” “Bir dakika! Düşen bu uçaklar için üretim hatasının olup olmadığı Türk ve İspanyol yetkililerince aylar süren araştırmalar yapılmış, bu tip uçaklar uçuştan men edilmişti, ta ki Ladin’in sırrı açığa çıkıncaya kadar. Genelkurmay yetkilileri düşen bu uçakta üretim hatası olmadığını 23 Aralık 2001 tarihinde açıklayıp yeniden iki adet CASA tipi uçağı satın aldı, yani sen Genelkurmay Başkanlığı Genel Sekreterliğine bildirdikten bir ay kadar sonra. Ayrıca sayende CASA firması yeniden uçak satmaya başladı.” “Evet öyle… Bu açığa çıkınca sanki ‘yetmiş beş’ borcum da ödenmiş oldu.”4) “Tıpkı ‘dört çeşit halk topluluğu ve bir ülke,’ yani; Peştun, Tacik, Hazara, Özbek ve Afganistan; 11 Eylül 2001 tarihinde ise ‘dört uçak ve bir ülke,’ yani ABD, tarzında olduğu gibi her olay ve planlamada dört ve bir rakamları ile ‘kırk bir’ rakamına işaret ediliyor.” “Olay yerlerinin coğrafi konumlarına bakarsak benzer rakamlar ortaya çıkıyor. Kandahar altmış altı derece boylamda, Bağdat otuz üç derece enlem ile kırk dört derece boylamın kesiştiği yerin hemen yanında ve dört bin dört yüz kırk dördün karekökü!”5) “Bu şekilde başka sabotajlar olabilir mi?” “Sırrı ortaya çıktıktan sonra büyük çapta sabotajlar yapılacağını tahmin etmesem de yapılabilecek olası sabotajlar için gözde yerler İstanbul ve Berlin. Nehirler: Fırat, Kızılırmak, Ren, Tuna, Dinyaper. Objeler: Hidroelektrik santralleri, barajlar, çiçek seraları, bilhassa gül, çiçek dağıtım depoları, çiçek ambalaj kartonları.6) Bunları zaten o zamanlar gönderdiğim fakslarda belirtmiştim.” “Anlıyorum, son günlerde olası Irak harekâtı için Türk ve ABD askerlerine çiçek aşısı yapıldığı haberleri de geliyor. Usame’nin bu sırrını bizden başka kimse bilmiyordu demek ki…” “Evet, 27 Kasım 2001 tarihine kadar, o tarihten sonra bunları ilgili yerlere bildirene kadar. Fakat bu rakamların koruyucu gücü olduğuna inanan üç veya dört kişi vardı; Usame bin Ladin, Molla Ömer, Taliban ve bir kişi daha.” “O kim?” “Rüyada7) radyodan lokomotif sürücüsüyle konuşan, para veren H. isimli politikacı.” “Haberleşmeleri de radyo ile yapıyorlardı yani…” “Radyo kanallarıyla ve gayet açık bir şekilde, hatta o kadar açık ki babam bile elindeki megafon ile bağırarak konuşuyor.8) Aynı gece, uçağın düştüğü tarihteki rüyaya9) bak; ‘sarışın bir kadın mağazada bana bu radyoyu satın alacak’ diye. Hatta bu radyo kanallarından biri ABD’de bile olabilir.” “Orada çok radyo istasyonu var.” “Aynı rakamlarla ilgili bir enlem veya boylamda olabilir, örneğin; kırk bir, kırk dört, yüz, vesaire.” “Merak ettiğim bir şey daha var; politikacı H. den bahsettin, yani Saddam Hüseyin mi demek istiyorsun?” “O da olabilir başka bir politikacı da. Şayet Bağdat’ın hemen yakınında otuz üçüncü paralel ile kırk dördüncü meridyenin kesiştiği yerde gizli bir yer veya sığınak bulunuyorsa, o da bu rakamların gücüne güveniyor ve kendini orada koruyabileceğine inanıyor demektir. Yani bu durumda Usame bin Ladin ile işbirliği ortaya çıkmış olur.” “Fakat rüyadaki politikacının adı Hüseyin değil, Hüsamettin.” “Evet, bazı harfleri değişik… Tıpkı diğer rüyalardaki ‘Çam...’ beldesinden hemşerim ile Çamlıhemşin ilçesi, Malatya; Matala veya Malaya, Ali Kara; Aligarh, hatta Muzaffer; Muzafferpur gibi. Bazen rüyanda isimleri tam olarak algılayamıyor veya hatırlayamıyorsun. Hatta bazı isimler istikamet bildiriyor ve değişik bile çıkıyor, örneğin; İstanbul Bağdat Caddesi’nde oturan Hüsamettin isimli bir politikacı varsa… Bu da istikameti bildirmiş olur.” “Aman öyle deme, ABD Irak’a girmek niyetinde, bazı pilotlar şaşırıp ‘nasıl olsa buranın adı da Bağdat’ diyerek İstanbul Bağdat Caddesi’ni de bombalamasınlar…” “Ondan bir önceki rüyaya10) bak? Halep şehrine bilet alıyorsun, ardından bir festivale hazırlık, güzel giysiler, spor arabalar…” “Yani olaylar Halep’te mi plânlandı?” “Bence evet, rüyadan en geç bir sene ve bir ay sonra, yani on üç ay içinde. Herhalde Ladin Afganistan’da hazırlık yapacak değildi. İstanbul veya New York şehrinde bile rahatça planlarını hazırlayabilirdi. Zaten Ladin’in amacı; Suriye, Irak, Suudi Arabistan, Pakistan ve Hindistan’ı bile savaş ortamına sürükleyip etrafta kargaşalık yaratmak, bu onun işine gelecekti. Hemen sonraki rüyada sana ‘nasıl bir dünya istersin?’ diye sorduklarında, ‘savaşsız’ diyorsun. İşte buradaki hazırlık veya buluşma Afganistan savaşını başlatan ilk adım oldu. Lokomotifteki kömür ile kirli ve pis tuvalet para anlamında. Sen; ‘benzin veya mazot alırım’ diyorsun. Bu da ortalığı cehenneme çevirmek için vaat edilen bir güç, kuvvet, destek.” Menfaate yönelik bir nefeslik kuvvet ile ancak kendi ağırlığıma kadar kaldırabilirim, fazlası için desteğin beslediği güç gerek. Kolonlaşmış o gücün yapısı hem statiktir hem dinamik; onu ne bir gülle kolayca sarsar ne de bir hapşu. “Halep’e gitmek için elli mark bilet parası veriliyor, bunun anlamı nedir?” “Elli mark veriyor ve bir mark geri alınca itiraz edip ‘para üstünü eksik verdiniz!’ diyorsun. Altı mark geri alman lazımdı. Mark olarak görmenin anlamı; sabotajcılar demek ki o sıralar Alman parası harcıyordu, yani Almanya’da oturuyorlardı.11) Ayrıca; elliden bir çıkarırsan kırk dokuz eder, Çek Cumhuriyeti’ndeki Budweis tam kırk dokuzuncu paralelin üzerinde.” “Orada ne var?” “Meşhur Budweiser birası.” “Dalga geçmeyi bırak şimdi. Bana, altı mark geri alman lazımdı dedin. Neden altı mark?” “Çünkü senin sırt numaran altı rakamı.12) Elliden altıyı çıkar, geriye kırk dört kalıyor, bilet için kırk dört mark ödemen gerekirdi. Üstelik rüyanda antrenörün olan Bay Mayer’e ‘saat on bire kadar meyve alabilir miyim?’ diye soruyorsun.” “Sinilerin içinde bol ve leziz, hazır mideye indirilecek şekilde kabuğu soyulmuş elmaları sen de görsen aynısını derdin.” “Evet derdim; fakat konu o değil. Şu anda on bir rakamı sana ne ifade ediyor?” “Salât-ı Tefriciyye duasının okuma adedi ve 11 Eylül olayı.” “Peki ya elmalar?” “Demek ki canım meyve istedi.” Kimileri güzel şeylerde bile kusur bulabiliyor, kimileri eline geçenle iyi ya da kötü yetiniyor. Kimi de yoksun kaldığı şeyler için ancak düş kurabiliyor. Birden ikiye, oradan üçüncü sınıfa geçip ders alanlar da var. “Elmalar sonbahar ayında olgunlaşır. Yani eylül ayında ağaçların dallarındaki elmalar yenilebilir, diğer bir tabir ile; mideye indirilebilir. Gördüğün bu rüya, bir sonbahar ayının on birinci gününü gösteriyordu. Bu rakamın iki anlamı daha; bir |
|
|