ORG ve Tora Bora—4. BÖLÜM  ©

Roman

Olaylar, Rüyalar, Gerçekler ve Tora Bora Kalesi

İnternette yayınlama tarihi: 21.03.2007                

BÖLÜM: 4

Gerçekler

Eylül ayının on birinci günü. Annemin yokluğunda odasında televizyon izliyorum, yayın yarıda kesiliyor ve flaş haber: New York’ta bir uçak kazası. Bir yolcu uçağının Dünya Ticaret Merkezi’ne çarptığı haberini veriyor. İlerleyen dakikalarda ikinci bir uçağın diğer kuleye çarptığı bildiriliyor. Kaza değil, terörist bir saldırıymış. Bir diğerinin de havada olduğu söyleniyor. Bu o olmalı; Boston şehrine gönderdiğimiz paket ve ABD’nin kırk birinci eyaleti... Birilerini aramalıyım. Bilinmeyen numaralar servisinden telefon numarasını alıp ABD Başkonsolosluğunu aradım. Önce İngilizce, ardından Türkçe konuşan biri çıktı.

“Önemli bir uyarım var! Televizyonda haberleri izledim, bu olay rüyama girdi. Boston şehrine ve Pennsylvania’ya dik...” ...kat diye tamamlamadan;

“Beyefendi! Şu an çok meşgulüz, rüyalarla ilgilenecek zamanımız yok,” diyerek telefonu kapadı. Haklıydı. Ben de “pat” diye rüyalara dalıyorum, kim olsa kapatırdı. Haberler devam ediyor: “Bir uçak da Pentagon’a çarptı, havada dördüncü bir uçağın olduğu bildirildi.” Tüm kanallar aynı haberi veriyor.1) Dünya şaşkın. Haberler aralıklarla devam ediyor: “Diğer bir uçağın Pennsylvania üzerlerinde olduğu bildirildi. Bunların Boston’dan havalandıkları tahmin edilen yolcu uçakları olduğu söyleniyor.” Demek rüyalarımdaki2) olaylar buydu. Daha iki ay önceki rüya3) bana “iki ay sonra,” diye açıkça bildirmiş. 

Rüyalarda treni kaçırmak pek hoş değil; ya öte tarafla telefon görüşmesi yapmak! «...Bir yazı masasını yolcu otobüsünün üzerine koyuyoruz, başka bir yere gidecek. Ben binmeden otobüs hareket ediyor, kaçırıyorum. “Tren ile giderim,” diyorum. İki kişi istasyona gidiyoruz. Yanımdaki bir duvardan aşağı atlarken ben; “burası yüksek, atlayamam!” diyorum. Bir ayakkabım aşağı düşüyor, arkasından atlıyor, tek ayak üzerine yere iniyorum ve “göründüğü gibi yüksek değilmiş,” diyorum. O arada treni kaçırıyorum. Tren ileride bir dönemeçte raydan çıkıp yoluna devam ediyor, raydan çıktığı yerde izi kalıyor... Telefonla İlhan’ı arıyorum. Telesekreteri çıkıyor. Telesekreterdeki İlhan’ın sesi, “0555... numaralı telefonu arayın,” diyor. “O halde İlhan ölmedi, yaşıyor; çünkü 0555 yeni bir numara, vefatından sonra çıktı,” diyorum. Bir yazı okuyorum, İlhan’ın el yazısı ve o yazmış, yazının birinde; “önce ölmüştü,” diye yazıyor, devamı olan diğer yazı dirildikten sonra yazılmış, “yani İlhan tekrar yaşıyor, ölmemiş,” diyorum... (18.09.2001).» Sabah uyandığımda sadece 0555 rakamı aklımda kalıyor, diğerlerini unutuyorum. Başka bir rüyada4) bir telefon numarasından daha bahsedildiğini hatırladım.

İş bulma umutlarım tükenmedi. Yol parası yapabilmek için eşyalarımı satmaya devam ediyorum. Nereye gidersem gideyim, ardından bir tek cevap gelmiyor, kimse beni aramıyor. Bugün bir üniversiteye giderek çok öncelerden tanıştığım ve iş ilişkisi içinde bulunduğum bir doçenti ziyaret etmeye karar verdim. Her zamanki gibi beni iyi karşılayacağını tahmin ettiğim bu doçent, bürosuna girdiğimde meşgul olduğunu söyleyip dışarıda beklememi rica etti. Yarım saat kadar sonra odasından çıkıp görmezlikten gelerek benden kaçarcasına yanımdan geçip gitti. Bu duruma bir anlam veremeden oradan ayrıldım.

Geceleri enerjimi iyice tüketiyor muyum yoksa depolamaya mı çalışıyorum, bilemeyeceğim: «...Bir baraj ve kuvvetli akıntılı su kanalları. Kanalların içindeki kaygan kayaların üzerinden atlayarak karşıya geçiyoruz. Yanımda genç bir bayan, eşyalarımız da var, bana; “baraj nasıl çalışıyor,” diye soruyor, “kuvvetli akan sular çarkı döndürüyor,” diye cevaplıyorum. Baraja bitişik bir yüzme havuzu, suyu çok berrak, yüzüyoruz, yanında bir de akarsu, bu suyun içinde midye, istiridye kabukları, küçük heykeller var, tarihi ve değerli şeyleri alıyorum. Barajın havuzundan çıkıp giyinip gidiyoruz. Önden arkadaşlarım gidiyor. Yolda ellerinde mızrak olan üç genç bana saldırıyor, yüzüm onlara dönük halde arkadaşlarıma doğru geri geri gidiyorum. Birinin bana savurduğu mızrak hemen solumdan geçiyor, isabet ettiremiyor, elimde şemsiye gibi bir şeyle kendimi koruyorum. Dağda giderken üç yol, en üstteki gittiğimiz yol yanlış, ortadaki yol daha belirgin. “O yoldan gitmeliyiz,” diyorum... (26.09.2001).» Birkaç gündür rüya defterlerimi karıştırıyor, enteresan bulduklarımı bir araya toplamaya, onlardan neticeler çıkartmaya çalışıyorum; bombardıman uçakları, bombalar, savaşlar, ordu üzerine gönderilen sığır sürüleri vesaire… Olayların bir numaralı şüphelisi Usame bin Ladin. O her yerde aranıyor. Sıkça haberleri izliyor, radyoda dinliyorum.

Bugün dışarı çıkmadan önce odamdaki telefonu değiştirdim, telesekreterli telefonu hatta bağlayıp telesekreterini açık bıraktım. Annemin, benim için gelen telefonlara cevap veremediğini düşünmüştüm, beni arayan mesajını bırakabilirdi. Saat on beş otuzda randevum olan bir şirkete gitmek üzere yola çıktım. Trafik yoğun, ancak kırk beş dakika gecikme ile randevu yerine ulaşabildim. İçeri girip bayan sekretere kendimi tanıttım.

“On beş otuzda Zekeriya Bey’le randevum vardı, trafik yoğun olduğu için geciktim, kendisine geldiğimi söyler misiniz?”

“Kim olduğunuzu söyleyeyim?”

“Turgay Bora.”

“Evet, sizi beklemişti, bir dakika lütfen, kendisiyle bir görüşeyim.”

Zekeriya Bey’in odasına girip çıktı.

“Sizinle görüşemeyecek Turgay Bey, şu an meşgul.”

“Fakat benimle bir proje hakkında görüşecekti, randevu almıştım!”

“Orasını bilmem, bana öyle söyledi, üzgünüm, iyi günler Turgay Bey.”

Açıkça gitmemi istedi. Hiçbir anlam veremiyorum… Gittiğim yerlerdeki insanlar benimle konuşmuyor bile. Çaresizce eve dönüp odama girdim. Telesekreterde bir mesaj vardı, açıp dinledim.

“Alo! Turgay Bey’le görüşeceğim.”

Annem:

“O burada yok, sen kimsin?”

“Adım Zekeriya, bugün saat üç buçukta burada olacaktı, önemli bir görüşmemiz vardı, saat dörde geliyor ve halen gelmedi, yolda mı acaba?”

“Ne işin var onunla, yine ne dolaplar çeviriyorsunuz?”

“Siz de kimsiniz?”

“Ben annesiyim.”

“Ne dolaplar çevirelim teyze, iş için görüşecektik dedim.”

“Yok yok ben anladım, bir şeyler çeviriyorsunuz, onunla başka ne işiniz olabilir ki… Hem saat dört oldu, bu saatte evde olası gerekirdi, ne yaptınız ona?”

“Alo! Alo!” diyordu annem halen, Zekeriya Bey telefonu kapamışken.

Yüzüm kıpkırmızı. Annemin paralelden konuştukları benim odamdaki telesekreterde işte böyle kayıtlı. Şimdi anlıyorum; neden kimse beni aramıyor, neden görmek istemiyor… Annemin yanına giderek bağırıp çağırıyorum ve perişanım. 

Günahsızlar ve günahkârlar ile aradaki kandilli salâmı: «...Bir kadın ve bebeği. Kadın bir binanın merdiven boşluğunda bebeğini kaybediyor. Bir ara bana doğru gelen bebek bana sarılıyor, sanki benim çocuğummuş. Sonra annesini buluyoruz. Çocuk halen bana gelmek istiyor. Kadın evliymiş; fakat başka bir adamla sarmaş dolaş. O an kadının kocası geliyor, çok saf bir görünüşü var, burnu da kocaman ve çengel. Kadın yanındaki adamı kocasına tanıtıyor. Kocası onlara; “ben de aranızda bir şey var sanmış ve sinirlenmiştim,” o adama dönerek; “fakat adet yerini bulsun, seni havaya kaldırıp, yere bırakayım,” diyor, adamı belinden kavrayarak kaldırıp bırakırken onu yenmiş olmanın mutluluğunu yaşıyor... (30.09.2001).» Gecenin kalan kısmında sinirimden uyuyamadım, gün ağarana kadar yatakta dönüp durdum. Öğleden sonra dışarıda caddelerde, sokaklarda geziniyorum, döndüğümde odamın karıştırılmış olduğunu gördüm ve ne yapacağımı bilemiyorum… Birini aramak için telefon defterinin bulunduğu yere elimi uzattım, her zamanki yerinde yok, aradım, yine yok. Gözüm küçük çerçeveler içindeki resimlere ilişti, bir tanesi yok. Almanya’da arkadaşlar ile çekildiğim, içinde kız arkadaşların da bulunduğu resim yok. Annem beni delirtiyor… Ya ben onu veya o beni tımarhaneye kapattıracak.

“Adres defterimi ne yaptın?” diye sordum.

“Ben ne bileyim senin adres defterini.”

“Peki ya resmin biri? O da yok… Onu da mı sen almadın?”

“Kim aldıysa ona sor, bana ne soruyorsun?”

“Kim aldı o halde?”

“Kadın almıştır, kim olacak başka, benim bazı eşyalarımı da almış.”

“Hangi kadın?”

>>>>>

Metin Kutusu: 1) 12.05.2001 tarihli rüya: «...Eve gidiyoruz, televizyonu açıyorum, her kanaldan Flash TV çıkıyor. Filmin biri bitmiş, diğeri başlıyor...»

Metin Kutusu: 2)  16.12.2000 tarihli rüya: «...Gökyüzünde patlayan bir şey. Patlama sonrası havada saçılan parçalar, kaçışıyoruz, siyah bulutlar, sanki asitli yağmur veya mazot yağdıracak...» 29.12.2000 tarihli rüya: «...Bir Bürodayım. Yanımda gözlüklü, siyah ve kısa saçlı genç bir bayan. Amerika’nın Boston şehrine hava kargosu ile paket göndereceğiz. Babam ve Hasan da bürodalar...»  06.01.2001 tarihli rüya: «...Bir binadayım, hava karanlık ve bombardıman uçakları uçuyor. Gökyüzünde bir bomba patlıyor, bulutlar rengârenk aydınlanıyor. “İşte bomba patladı,” diyerek göğe bakıyoruz; yarı saydam askerler ölü gibi gökten yere düşüyor. Uçaklar sanki Türkiye’yi de bombalayacak...» 14.04.2001 tarihli rüya: «...Annem bana telefon açıp “ben Amerika’dayım,” diyor...»  26.04.2001 tarihli rüya: «...Amerika Birleşik Devletlerinde 41 numaralı eyalet, bu eyalet Amerika’nın kuzey doğusunda bir yerde. Orada bir otelde kalıyorum. Büyük bir bina görüyorum, binanın cephesindeki 41 rakamı yere düşmüş, duvarda rakamın izi kalmış...» 11.05.2001 tarihli rüya: «...Yerküre, Güneş ışınının düştüğü yer Kuzey Amerika...»  27.05.2001 tarihli rüya: «...Fındık satın alıyorum. Kilosu 414 milyon lira. Bir evdeyim, ahşap bir ev, yanık kokusu geliyor. Hortumla su çekiyor, yanan bir yeri söndürüyorum. Alt katta siyah saçlı biri eve ateş atıyor, su sıkıyorum, döşemeden alevler yükseliyor, harlıyor, kızıl alevler...»  03.07.2001 tarihli rüya: «...Bir mahalleyi, semt ve şehri ayna ile ışığı yansıtarak aydınlatıyorum. Aynadan yansıyan ışık, aynayı tuttuğum karanlık yerdeki binaları aydınlatıyor...»

Metin Kutusu: 3)  02.07.2001 tarihli rüya: «...Bir matbaadayım. Gazete basmak için hazırlık yapıyorum, gazete iki ay sonra basılacak...»

Metin Kutusu: 4)  03.03.2001 tarihli rüya: «...Biri bana defalarca bir telefon numarası veriyor, şehir kod numarası 212 yerine 166 da olabilirmiş. “Numarayı aklında tut!” diyerek defalarca tekrarlıyor...»

Tüm TV-KanallarıFaciaya doğru.TrenCoşkunTelefonGünahsız
 
Mazide kalan sıcak görüşmeler.Resim: Alfer Çam. www.bkrd.org

1 - 2 - 34 -